Pullu Memeli: Pangolin

Pullu karıncayiyen adıyla da bilinen pangolin, Pholidota takımından, Latince adı Manidae olan bir hayvan familyasıdır. Pangolin ailesi, pulları olan tek memeli hayvan familyasıdır ve 3 cins altında gruplandırılan toplam 8 türü kapsar: Manis crassicaudata, Manis pentadactyla, Manis javanica, Manis culionensis, Phataginus tricuspis, Phataginus tetradactyla, Smutsia gigantea, Smutsia temminckii. Manis cinsi pangolinler Asya’da, diğer iki cinstekiler ise Afrika’da yaşar. Asya pangolinlerinin pullarının arasında kıllar bulunurken, Afrika pangolinlerinde bulunmaz. Pangolinlerin büyüklüğü 30 ilâ 100 cm arasında değişir. Kısa bacakları ve sivri tırnaklı pençeleri vardır. Çoğunlukla gececil olan bu hayvanlar temel olarak karınca ve termit yer; yani böcekçildir. Bir günde 200 gram kadar böcek yiyebildiklerinden, doğal ortamda termit nüfusunun kontrolünde önemli rol oynarlar. Dilleri,

Devamını Oku

İnsan Geni -Etik Açıdan Tartışmalı Bir Deneyle- Maymun Genomuna Eklendi

National Science Review’de yayımlanan araştırma, transgenik bir maymun modelini kullanarak insan beyninin gelişimini anlamaya yönelik ilk girişim örneği oldu. Görsel Telif: Ms. Tech; Evolution: Wikimedia commons   Çinli bilim insanları, insan beyni gelişiminde rol oynadığı düşünülen bir geni maymunlara aktararak transgenik (gen aktarımlı) makak maymunları elde etti. 27 Mart’ta (2019) National Science Review‘de yayımlanan araştırma, transgenik bir maymun modelini kullanarak insan beyninin gelişimini anlamaya yönelik ilk girişim örneği oldu. İnsan beyni, yapılan binlerce araştırmaya rağmen hala gizemini korumaya devam ediyor. Yıllardır yapılan araştırmalar sonucu elde edilen fosil örnekleri sayesinde atalarımızdan günümüze kadar olan süreçte insan beyninin büyüyüp geliştiğini biliyoruz, ancak bu büyüme ve gelişmede hangi genlerin etkili olduğunu hala tam olarak

Devamını Oku

Genç Kemik İliği, Yaşlı Fare Beynini Gençleştirdi

    Yeni bir araştırma ile, genç farelerin kemik iliğinin yaşlı farelere transplantasyonu sonucunda, yaşlı farelerde görülen bilişsel düşüşün veya kognitif yeteneklerin düşüşünün azaldığı, hafızanın ve öğrenme yeteneklerinin korunduğu gözlemlendi. Elde edilen sonuçlar, kemik iliği tarafından üretilen kan hücrelerinin yaşlanmasının bilişsel yeteneklerin azalması ile ilgili olduğuna dair elde edilen sonuçlarla da tutarlılık gösteriyor. Araştırmacılardan, mevcut çalışmanın da başyazarı olan Dr. Helen Goodridge, daha önceki çalışmalarda genç farelerden yaşlılara verilen kan hücrelerinin yaşlı farelerde kognitif düşüşü gerilettiği ve kognitif yetenekleri yenilediğinin görüldüğünü ancak bunun neden ve nasılının anlaşılamadığını belirtti. Goodridge’in açıklamasına göre, bu soruların cevaplarından birinin genç kan hücrelerine has özelliklerde yattığı bu araştırmada tespit edildi. Eğer devam eden süreçte benzer araştırmalar insanlarda

Devamını Oku

Ak Sırtlı Akbaba – Gyps africanus

BEYAZ SIRTLI AKBABA (Gyps africanus) Fotoğraf: Prof.Dr. Ahmet Karataş AK SIRTLI AKBABA (Gyps africanus) ETİYOPYA: Debre Libanos, Portekiz Köprüsü; 30.01.2019 Afrika’ya özgü bu akbaba, IUCN tarafından CR (Critically Endangered) olarak listelenmiştir. Diğer bir ifade ile soyu ileri düzeyde tehlike altındadır. Türkiye’de de görülen Kızıl Akbaba (Gyps fulvus) ile yakın akraba olup; bunun sırt tarafı beyazdır. Beyaz sırtlı akbaba, sadece baş ve boynunda tüyler, çok geniş kanatlar ve kısa kuyruk tüyleriyle tipik bir akbabadır. Beyaz bir boyun fırçasına sahiptir. Yetişkinlerin beyazımsı sırtları koyu renkli tüylerle tezat oluşturur. Gençler büyük ölçüde siyahtır. Bu orta büyüklükte bir akbaba; vücut kütlesi 4,2 ila 7,2 kilogram (9,3–15,9 lb), 78 ila 98 cm (31 ila 39 inç)

Devamını Oku

Yapay Zeka İnsan Düşüncelerini Konuşmaya Dönüştürebiliyor

Bilim insanları beyin sinyallerini etkili bir şekilde konuşmaya çevirebilen devrim niteliğinde bir yapay zeka bilgisayar sistemi geliştirdi. Yapılan kanıt niteliğindeki deneyler sayesinde, geleceğin beyin kontrollü iletişim cihazlarına artık yol açık. Bu sayede ALS, inme hastaları gibi hastalar dış dünyayla iletişim kurabilir. Normalde beyin-bilgisayar arayüzlerinde en büyük zorluk kelimeler ve görüntüler karşılığında beynin ürettiği sinyallerinde doğru tercüme etmektir.Bilim kurgu filmlerine özgü, düşünce gücüyle iletişim fikri her ne kadar yavaş ilerlese de, artık gerçekliğe ulaşmak üzere. Makine öğrenme teknolojisi üzerine yaşanan son gelişmeler sayesinde, bilim insanları veriler kitleler halinde işlendi. Geçtiğimiz yıl Kanadalı araştırmalar sayesinde EEG kullanılarak sübjelere gösterilen yüzler dijital olarak yeniden oluşturulmuştu. İşte yaşanan bu gelişmeler ışığında Amerikalı nöro mühendisler

Devamını Oku

Bağışıklık Sistemimizin Gen Örgülerini Anlamak İçin Yeni Bir Analiz Çalışması

7 Şubat’ta Nature Communications’da yayımlanan araştırmada, bağışıklık sisteminin dinamiklerini belirleyen yazılım kullanılarak, 100 birey üzerinde genetik çeşitlilik analizleri yapıldı… Gen dizileme teknikleri son 20 yılda çok büyük bir gelişme gösterdi. 2001 yılında, insan genomunu oluşturan 3 milyar baz çiftinin dizilenmesi başarıyla tamamlanmıştı. O zamandan bu yana, yüksek maliyeti olan gen diziliminin fiyatı önemli ölçüde azaldı. Hatta DNA kısımları dizilemeleri, biyoloji ve tıp laboratuvarınlarda rutin haline geldi. Genetik örgüler üzerine yürütülen birçok araştırma, genlerin normal fonksiyonları ile hastalık durumları arasındaki ilişkiyi anlama üzerine dayalı olmasına rağmen, bazı genomik bölgeler tam anlamıyla tanımlanmış değiller. Bağışıklık sisteminin fonksiyonuyla ilintili genetik bölgelerin literatür bilgisi hala çok sınırlı. Bunun nedeni ise bölgelerdeki tekrarlı yapıların, kısa DNA haritalandırmasını engellemesi.

Devamını Oku

Eosen’in 15 Metrelik En Büyük Deniz Avcısı

9 Ocak 2019 tarihinde PLOS ONE‘da yayımlanan makalede Museum für Naturkunde Berlin’den Manja Voss’un ve ekip arkadaşlarının Basilosaurus isis adı verilen türe ait kalıntılara dayanarak, türün yaşadığı dönemin en zirvede yaşayan avcısı olduğu belirtildi. Mısır, Kahire’deki Wadi Al Hitan (Balina Vadisi) adı verilen kazı alanında 2010’da çıkarılan B. isis kalıntıları araştırmanın konu mankeniydi. Kazı alanının bulunduğu arazi Geç Eosen’in sonunda sığ bir denizdi ve dolayısıyla şimdi de deniz canlılarının fosilleri açısından oldukça zengin bir nokta. Bölgede yapılan kazılarda B. isis‘in çıkarılması sırasında, birçok köpek balığı, kemikli dev balıklar ve antic balinaların görece küçük bir üyesi olan Dorudon atrox türüne ait sayısız kemik kalıntısına da rastladı. Elbette bir Basilosaurus iskeleti diğer iskeletlerden, sivri ve keskin yanak içi dişleri ve

Devamını Oku

Filogenetik Yöntemler SEOA’nın Yaşamına Işık Tutuyor

Yaklaşık 4 milyar yıl önce yaşamış olan ve bugün SEOA (Son Evrensel Ortak Ata) adını verdiğimiz mikrop, günümüzde dünya üzerinde yaşayan bütün canlıların ortak atasıdır. Görsel Telif: NOAA Bu canlının, yerin derinliklerindeki demir-sülfür zengini hidrotermal bacalarda yaşamış olabileceği düşünülüyor. Anaerobik ve ototrofik olan SEOA, hava solumuyordu ve besinini çevresindeki karanlık, metalce zengin ortamdan kendisi üretiyordu. Metabolizması hidrojen, karbon dioksit ve azota bağlı olarak işleyerek, bunları amonyak gibi organik bileşenlere çeviriyordu. En ilginci de, bu minik mikrobun, gezegenimizdeki tüm canlılığı kapsayan uzun bir soyun başlangıcı olmasıydı. Canlılık ağacında çok gerilere bakacak olursak, hepimizin SEOA ile akraba olduğumuzu görürüz. Eğer Mars araştırmalarımızın sloganı “suyu takip et” ise, SEOA araştırmalarımıza da “genleri takip

Devamını Oku

Hücre Büyüklükleri ile Hücre Yaşlanması Arasında Bağlantı Bulundu

Bilimciler, temel bir biyoloji sorusunu yanıtladı: Belli bir hücre tipinin tüm örnekleri neden aynı büyüklükte olur? Görsel Telif: CC0 Public Domain İnsanlarda hücre büyüklükleri birbirlerinden 100 kata kadar farklı olabilir; küçücük kırmızı kan hücrelerimiz de var, kocaman sinir hücrelerimiz de var. Bununla birlikte, her bir hücre çeşidine baktığımızda, standart bir büyüklükten çok az sapma olabildiğini görüyoruz. MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) bilimcilerinin maya üzerinde yaptığı çalışmalar kapsamında, çeşitli tipte hücreler normal boyutlarından 10 kat fazlasına büyütüldü ve bu durumda, normal hücre işlevlerinin sürdürülebilmesine yetecek kadar protein üretmeye, DNA’larının ayak uyduramadığıgörüldü. Çalışmanın ayrıntıları, 7 Şubat 2019 tarihinde, doktora sonrası araştırmacısı Gabriel Neurohr’un başyazarlığında Cell dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, normalden büyük hücre durumunda ortaya çıkan bu protein eksikliğinin, “senesans”

Devamını Oku

Fare geyiği – Tragulus kanchil

Fare geyiği – Tragulus kanchil Fare geyikleri Tragulidae (cüce geyik giller) familyasına ait bir türdür. Fotoğraf: Prof.Dr. Ahmet Karataş Canlının latince adı Tragulus kanchil’dir. Fare görünümlü bu hayvan aslında bir geyik türüdür. Bu canlı yaklaşık tavşan boyutlarında olup cüce geyik adıyla da anılırlar. Bu Tragulidae failyası fransız zoolog Henri Milne-Edwards tarafından 1864 yılında isimlendirilmiştir. Tür: Tragulus kanchil Raffles, tarafından 1821 yılında Lesser Mouse-deer (fare geyiği) olarak isimlendirilmiştir. Fare geyiklerinin anavatanları Güney Asya olup Asyanın tamamında ve Kuzey Afrikada da yaygın olarak gürülebilmektedir. Indochina, Burma (Kra Isthmus), Brunei, Kamboçya, Çin (Güney Yunnan), Endonezya (Kalimantan, Sumatra ve diğer birçok küçük adalar), Laos, Malezya (Peninsular Malezya, Sarawak) Güneydoğu Asya, Singapur, Tayland ve Vietnam

Devamını Oku